T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI 3. Turizm Şûrası

SAYIN KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI PROF. DR. NUMAN KURTULMUŞ'UN KAPANIŞ KONUŞMASI (03.11.2017 - SHERATON OTELİ)

Çok saygıdeğer hanımefendiler, beyefendiler, turizm sektörümüzün değerli temsilcileri, üniversitelerimizin çok saygıdeğer temsilcileri, Bakanlığımızın değerli temsilcileri; hepinize hayırlı akşamlar diliyorum.

Üç günün sonuna geldik en yorgun olduğunuz zamanda mikrofona çıkmak durumunda kaldım dolayısıyla, burada tekrar edilen ben raporları daha önce aldım gözden geçirdim yapılması uygun olan hususları vurgulamak üzere, ama Komisyon Başkanı arkadaşlarımız çok titizlikle, gayet güzel bir şekilde komisyondaki tartışmaları özetlediler. Biz de bundan sonra bu tartışmaların tamamını gözden geçirerek inşallah bunları bir stratejik eylem planına dönüştüreceğiz. Ben bu vesileyle Turizm Şûramıza üç gündür büyük bir özveriyle, fedakarlıkla çalışmalarına katkı sunan arkadaşlarımıza, her birinize yürekten teşekkür ediyorum.

Tabi dün de şunu gördüm komisyonları dolaşıp sizlerle birlikte olduğum sürede herkes de büyük bir neşe, büyük bir keyif vardı. Şunu da söyleyeyim: Ben de üç aylık bir Kültür ve Turizm Bakanı olmama rağmen sanki yıllarca sizlerle beraber bu sektörün içindeymişim gibi ben de konulara hem vakıf oldum hem de sizinle birlikte bulunmaktan büyük bir keyif aldım.

Tabi buraya 1 Kasım’a bir günde gelmedik, bir ayda gelmedik her ne kadar çalışmalar son ayda biraz daha hızlandıysa da birkaç ay içerisinde çok önemli çalışmalar yapıldı. Başkanlarla ilk yaptığımız başkanlar toplantısını hatırlıyorum, ondan sonra bazı komisyonlar birkaç kere toplandı. Yaklaşık 1750 sayfa o komisyonlarda konuşulanlar rapor haline getirildi. Sonra burada 2,5 gün çok değerli tartışmalar yapıldı. Burada birer cümle, hatta vakit tasarrufu dolayısıyla zorlanarak aktardığınız konuların her birisinin arkasında gerçekten sayfalarca rapor olduğunu biliyorum değerli bir çalışma oldu. Hatta hiç mütevazı olmadan fevkalade değerli bir çalışma oldu diyebiliriz, bundan dolayı hepinize çok teşekkür ediyorum.

Bakanlıktaki arkadaşlarımız başta Sayın Müsteşarımız, Bakan Yardımcımız olmak üzere ilgili bütün arkadaşlarımız da canla başla çalıştılar, bendeniz de epey çalıştım sonuçta 1 Kasım 3 Kasım arasında Türkiye’nin 3. Turizm Şûrasını gerçekleştirmek nasip oldu. Müsaade ederseniz birkaç kavramsallaşma bundan sonrası için üçüncü hamle, üçüncü evre burayı ben kendi kanaatimi söyleyeyim paylaşırsanız alkışlarsınız, paylaşmazsanız siz bilirsiniz. Şimdi Türkiye’nin geçmiş bugün bildiğimiz anlamda turizm sektörü anlamında iki önemli atılımı oldu. Bunlardan birinci evre rahmetli Özal’ın başlatmış olduğu bir kısmı da emekleme faslında olan çalışmalardır. Bülent Bakanımız o günleri iyi hatırlıyor. Rahmetli Özal Antalya Havaalanı Saffet Arıkan Bedük o zaman Antalya Valisi oraya geldiği zaman meşhur bir sözü var hayal ediyorum diyor Antalya’da bir havaalanı olsun, bu havaalanında da senede 5 milyon kapasiteli bir havaalanı olsun ve en az da 2 milyon turist gelsin. Tabi çevresindekiler bakıyorlar diyorlar ki ya bu olur mu? Yani olmayacak bir şey ne havaalanı var, ne bir şey var birde 5 milyon kapasiteli bir havaalanı olacak. Allah’a çok şükür şu anda Antalya’ya 12 milyon turist geldi, Antalya Havaalanı önemli bir destinasyon merkezi haline geldi.

O dönemde atılan adımlar eksikleriyle sektör de o zaman çok şey bilmiyor onu da söyleyeyim burada çok tecrübeli, duayen sektörün temsilcileri var. Bir kısmı sanayiciler sanayiciler belki de Özal’ın teklifleriyle işe girdiler, turizmden, otelcilikten, konaklamadan, seyahatten vesaire çok fazla anlayan kimse de yok, üniversitelerimizde de çok fazla bilgi yok. Bazı üniversitelerimizin iktisat fakültelerinin bünyesinde turizm bölümü var o kadar başta bizim İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi olmak üzere oradan buraya geldik birinci evre bu evredir.

İkinci evreyse, turizmin bildiğimiz anlamda rekabetçi bir hale gelebilmesi için altyapı lazım. Sadece oteller yetmiyor, sadece konaklama tesisleri yetmiyor, sadece iyi seyahat acentelerine sahip olmanız yetmiyor. Sizin havaalanlarınızın olması lazım, turistin çok rahat çok rahat ulaşabileceği ulaşım imkanlarının olması lazım. Hızlı trenlerinizin, duble yollarınızın, otoyollarınızın olması lazım bu da turizmin ikinci evresidir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığıyla birlikte başlayan dönemde şimdiye kadar devam eden ve bundan sonra da sürecek olan bu süreçte Türkiye gerçekten turizmin için gerekli olan altyapıda fevkalade önemli bir mesafe kat etmiştir. Denizin üstünde Ordu-Giresun Havaalanın yapılması. Efendim şimdi Rize-Artvin Havaalanı yine denizin üstünde yapılıyor. Kapadokya’da havaalanı, Mardin’de havaalanı, Dalaman’da havaalanı bildiğimiz bu hava alanlarıyla turistin çok rahat ulaşabileceği bir zemin, çok önemli bir altyapı hazırlanmıştır. Aynı şekilde otoyollar ve hızlı trenlerimizle birlikte şimdi bu dönem de bitti dolayısıyla, müsaade ederseniz bundan sonraki döneme üçüncü evre diyelim. İnşallah kısa süre içerisinde küresel ölçekte en iyi rekabet edebilen ülkelerden birisi oluruz ve çok kısa bir süre sonra da dördüncü evreyi başlatmak nasip olur.

Üçüncü evrenin başındayız 1 Kasım’ı da 2017’yi de böyle görmemiz lazım. Bir şeyi görmekten çok memnun oldum, aşağı yukarı bütün arkadaşlarımız tam zamanı sloganını benimsemiş. Üçüncü evrenin başlangıcı için de tam zamanı. Bu bir hamle dönemidir, bu bir seferberlik dönemidir bütün gücümüzle hep beraber sizler özel sektör odaklı turizm politikalarımızın çerçevesinde biz de devlet olarak kamu kurum kuruluşları olarak yanınızda olacağız, destekçiniz olacağız hep beraber bu üçüncü evreyi, bu büyük hamle dönemini inşallah başarıyla tamamlayacağız ve hedeflediklerimize çok kısa süre içerisinde ulaşacağız. Bunun için yine ilk günde konuştuğumuz, sizin buradaki raporlarınızda da ortaya çıkan zannediyorum bu evrenin üç tane stratejik ana direği olması gerekiyor. Bunlardan birisi pazar çeşitlendirmesidir. Konuştuk daha da konuşacağız, daha da detaylandıracağız. Arkadaşlarımız hem birinci komisyonda, hem diğer ilgili komisyonlarda bununla ilgili çok görüşler ortaya çıkmış onları gördüm. Çin’i, Hindistan’ı, Güney Kore’yi, Japonya’yı, Endonezya’yı, Malezya’yı velhasıl Uzak Doğu Asya ülkelerini yeni bir kapı olarak göreceğiz o kapıları tıklamaya devam edeceğiz, çünkü bu bölge aşağı yukarı dünya nüfusunun yarısı. Ayrıca bu saydığım ülkeler ve diğer Asya ülkelerinin çok önemli bir yeni orta sınıfı var. Gelişiyor, alım gücü yüksek ve son derece harcamaya, dünyanın çeşitli yerlerinde seyahat etmeye yatkın bir kitle olduğunu biliyoruz ve görüyoruz.

Burada bir parantez açmak istiyorum buna ihtiyaç duyduğum için, yani biraz da söylediklerimizi pekiştirerek buradan ayrılalım diye söylüyorum. Çin’e açılacağız demez, Hindistan’a açılacağız, Endonezya’ya, Japonya’ya açılacağız demek Avrupa’yı, Rusya’yı, Ukrayna’yı ihmal edeceğiz, sileceğiz, bir kenara atacağız demek değildir. Bunu maalesef yanlış anlayanlar var yanlış anlaşılmasın diye söylüyorum. Geleneksel olarak var olduğumuz pazarlarda var olmaya devam edeceğiz, oradaki Türkiye’nin algısını, Türkiye’nin marka değeri oralarda daha fazla güçlendirecek her türlü çalışmayı yapacağız. Ama aynı zamanda yeni ve güçlü pazarlar olarak gördüğümüz bu pazarlara açılmak için de hep beraber seferberlik ruhuyla gayret edeceğiz. Stratejimizin birinci ayağı, pazarları çeşitlendirmektir. İkinci ayağı da, ürünlerimizi çeşitlendirmektir. Şimdiye kadar biraz ürün çeşitliliği konusunda çok tek düze kaldık gayretler var, ama bunları çeşitlendirmek gerekiyor. Fevkalade önemli bir potansiyeli olan ülkeyiz. Dağ turizminden tutun kongre turizmine kadar, deniz turizminden tutun kış sporları turizmine kadar, sağlık turizminden yaşlı bakımı da kapsayacak şekilde spor turizmine kadar çok geniş alanda büyük imkanları olan bir ülkeyiz. Dolayısıyla, ürünlerimizi çeşitlendireceğiz, ayrıca komşu ülkelerle birlikte oluşturacağımız birtakım ortak paketlerle Türkiye turizminin ürün çeşitliliğini artıracağız. Bunun için her türlü çabayı, her türlü gayreti önümüzdeki dönemde ortaya koymamız lazım.

Üçüncü stratejik sütunumuz ise Türkiye’nin algısını pozitif hale getirmek, Türkiye markasının değerini artırmaktır. Maalesef epey bir süredir aslında biraz daha geriye doğru gidip 90’ların başına kadar getirebiliriz. 11 Eylül önemli bir dönüm noktası oldu. Dünyada bir karanlık oda ya da birden fazla karanlık odak dünyada İslam karşıtlığını ve özellikle son yıllarda Türkiye karşıtlığını önemli bir siyasal araç olarak kullanıyor. Türkiye karşıtlığı özellikle son yıllarda hele geçtiğimiz yıl içerisinde Avrupa’daki seçimler dolayısıyla daha da fazla prim yapmaya başladı. Önce Müslüman düşmanlığı efendim göçmen düşmanlığı şeklinde başlayan bu husus maalesef Türkiye’ye karşı açık bir düşmanlık şekline dönüştü. Ve ne yazık ki, özelikle Almanya seçimleri de başta olmak üzere Türkiye’ye karşı son derece olumsuz bir propaganda, son derece olumsuz bir algı operasyonu başlatıldı. Ayrıca buna FETÖ gibi birtakım karanlık odakların PYD, PKK gibi birtakım karanlık odakların, DEAŞ gibi odakların da küresel propaganda networkünü kattığını zaman işte duyduğunuz o lafları duydunuz. Aman ha Türkiye’ye gitmeyin, Türkiye güvenli olarak seyahat edilecek bir ülke değildir bunlar söylendi. Ama çok şükür üç gün evvel turizm rakamları, Eylül ayı rakamları açıklandı. Almanya’da bu kadar çok söylendi, uçak krizi 15 Temmuz, sonraki krizler FETÖ’nün darbe teşebbüsü bir tane Alman’ın buraya gelmemesi lazım 3 milyona yakın Alman turisti Türkiye’ye geldi Türkiye’yi ziyaret etti. Bu bizim sektörümüzün algıları pozitif hale getirmek için elinde önemli bir güç olduğunu gösteren çok değerli bir rakamdır. Siyasetin dili başka, turizmin dili başkadır. Biz eğer turizmin ve kültürün diliyle konuşmayı başarır ve uluslararası muhataplarımıza Türkiye’nin son derece zengin bir ülke, son derece güvenli bir ülke olduğunu anlatırsak Türkiye’nin bu marka değerini de çok ciddi şekilde güçlendireceğiz.

Önümüzdeki dönemin en önemli stratejik sütunu, üçüncü ana meselesinin bu olduğunu düşünüyorum. Ayrıca sadece Türkiye’nin genel bir marka değeri oluşturmanın ötesinde bizim belki bölgesel olarak da marka değerlerimizi oluşturmamız, dünyanın birçoğunun henüz bir haber olduğu birçok değerimizi gerçekten küresel marka haline getirebilmemiz gerekiyor. Örneğin, Göbeklitepe’yi en meşhurlarından birisi olmasına rağmen dünyada hala çok az kimsenin bildiğini de hatırlatmak istiyorum. Bununla ilgili olarak önümüzde bir çalışma var eğer gerçekleştirebilirsek son derece önemli bir uluslararası belgeselde Göbeklitepe esaslı bir bölümün oynamasını sağlayacağız inşallah ve bunun da Türkiye’ye önemli bir katkısı olduğunu düşünüyorum. Mesela, dünyanın en güzel Osmanlı mirasının en önemli merkezlerinden birisi olan Amasya’yı dünyaya ne kadar tanıtıyoruz. Kapadokya bir anda yüzlerce balonun görülebildiği tek destinasyon olan Kapadokya’yı acaba ne kadar tanıtabiliyoruz? Ayrıca Safranbolu’dan Mardin’e kadar bütün bu kültürel varlıklarımızı ne kadar güçlü bir şekilde tanıtabiliyoruz. Demek ki, üçüncü stratejik sütunumuz Türkiye’nin daha iyi tanıtılması için seferberlik ruhuyla hareket edebilmek olmalıdır. Bütün bunları gerçekleştirmek için yeni dönemde inşallah Türkiye’nin bütün uluslararası platformlarda daha çok görülür hale gelmesi için canla başla çalışacağız.

Geçtiğimiz günlerde Çin’de arkadaşlarımızın bir kısmı da Çin’de olan arkadaşlarımız da vardı. Birleşmiş Milletler Dünya Ticaret Örgütünün Kongresi dolayısıyla oradaydık. Türkiye Avrupa bölgesinden de bölgesel adaylardan birisiydi. Fakat maalesef Avrupa’daki ülkelerin önemli bir kısmı bize karşı blok oy verdiği için birkaç oyla kaybettik olsun bir dahaki seçime alacağız inşallah gayretle çalışacağız ve seçileceğiz. UNESCO’da aynı şekilde daha fazla görünür olacağız. Az evvel arkadaşlarım ifade etti üç tane şehrimiz UNESCO listesine girmeyi başardı İstanbul, Hatay ve Kütahya’yı tebrik ediyorum bu şehirlerimiz için önemli bir marka değeri oluştu.

Uluslararası fuarlarda var olacağız, sinema festivallerinden turizm festivallerine kadar, gastronomi üzerinde Sayın Başaran çok durdu burada mıydı Sayın Başaran? Çok durdu. Gastronomiden diğer bütün alanlardaki uluslararası fuarlarda her yerde görüneceğiz, Türkiye her yerde olacak. Sizlere bizler öncülük edeceğiz, bizler rehberlik edeceğiz, ama sizler de elinizi, ruhunuzu taşın altına koyacaksınız. Böylece bu üç adımı da güzel bir şekilde atarak yolumuza devam edeceğiz.

Değerli dostlarım, sevgili kardeşlerim, bütün konuşulan teklifler burada bunlara tek tek girmiyorum yarım saatinizi alır. Bütün sizin komisyonlarınızdaki teklifleri 5 madde altında toplanması mümkün. Bunlardan birincisi, yeni bir stratejik planın ortaya konulmasıdır, yanılmıyorum herhalde söylediklerinizin bir özeti bu turizmde yeni bir stratejik plan. Şundan emin olun eskilerin güzel bir lafı var kellim kellim la yenfa derler konuş konuş dağıl, konuş konuş bir faydası yok. Konuştuğunuz her kelimenin faydası olduğunu bilmenizi isterim. Burada konuşulan hiçbir şey güme gitmeyecek, hiçbir şey boşa gitmeyecek.

İmkanlarımız ölçüsünde stratejik bir sıralamaya tabi tutarak müsaade ederseniz burada konuşulanları en kısa zamanda bunları sonuçlandıracağız, stratejik bir plan haline getireceğiz. Sorumluluğu da sadece Bakanlığın üstüne almayacağız, sorumluluğu da sizlerin omuzlarının üstüne koyacağız hep beraber bu sorumluluğu taşıyacağız.

Konuştuklarınızdan madde madde özetlenecek bir başka ana bölüm koordinasyon ihtiyacıdır. Kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyon, bakanlıklar arasında koordinasyon, turizm yönetimi, destinasyon yönetimi ve bölgesel yönetim bakımından koordinasyonun bir ihtiyaç olduğu açıktır. Bununla ilgili olarak dünkü toplantılar sırasında açılış pardon açılış günkü öğleden sonraki oturumda 8 bakan arkadaşımız orada hep beraber oturduk ve zannediyorum çok verimli bir toplantı oldu. Bundan sonra turizmi ilgilendiren alanlarda hep beraber bütün bakan arkadaşlarımızla odaklanacak ve inşallah bu koordinasyonu sağlayacağız. Sizlerin de bu koordinasyonun önemli bir partneri olduğunuzu ifade etmek isterim.

Yine bütün bu tekliflerden sonra ortaya çıkan üçüncü bir başlık, yasal düzenlemeler ve mevzuat yenilemeleridir. Bazı kurumlar teklif edildi bunların bir kısmının ben deniz de elzem olduğunu düşünüyorum, ama bazıları üzerinde de konuşmamız, uzun tartışmamız lazım. Ayrıca Bakanlığın teşkilat yasası ve teşkilat yasasını ilgilendiren bazı düzenlemelerde başta olmak üzere çok fazla yasal düzenlemeyi yeniden gözden geçirmek durumundayız. Özellikle yeni bir turizm yasasına ihtiyaç olduğu da açıktır, bununla ilgili de çalışmalarımızı önümüzdeki dönemde inşallah sonuçlandıracağız.

Dördüncüsü, hedeflere odaklanma bütün tekliflerinizin altında o var dördüncü ana başlık olarak söylenebilir. Türkiye iddiası olan bir ülkedir sıradan bir ülke değiliz. İsimlerini vererek o ülkeleri rencide etmek istemiyorum, ama güzel şehirleri olan, güzel sahilleri olan, denize girme imkânları ya da dağ turizmi için imkânları güzel olan ülkelerden birisi değiliz Türkiye iddiası olan bir ülke. Türkiye bölgesinde ve dünyadaki değişen küresel denklemde rol sahibi olan, söz sahibi olan bir ülke, daha da ileriye gitme iddiası olan bir ülke. Dolayısıyla, Türkiye’nin ayaklarından çekeni, sırtından hançerleyeni hep çok olmuştur. Her ülkenin ihanet kontenjanı vardır, ama bu memleketin maalesef kaderi tarih boyunca ihanet kontenjanı biraz fazladır, onlara rağmen yolumuza devam edeceğiz. Ayaklarımızdan çekmek isteyenlere rağmen, koşar adım yürüyeceğiz.

Türkiye hedefsiz bir ülke olamaz, küçük hedefleri olan bir ülke hiç olamaz. 2023 hedefleri derken, 2071 hedefleri derken laf olsun, retorik olsun diye bunları söylemiyoruz. Her sektörde, her alanda hedeflerimizi güncelleyeceğiz. Ben burada 2053 hedefi olarak turizm sektörünün önüne koyduğu 50 milyon turist, 50 milyar dolar turizm geliri hedefini de inşallah bundan sonra yükselteceğiz, yukarıya çıkaracağız, revize edeceğiz, buna ulaşmak için canla başla çalışacağız. Dolayısıyla, bu hedeflerin güncellenmesi Bülent Bey gelecekte Sayın Bakanımız güncellenmesi değil, geleceklendirilmesi dedi güzel bir tabir kullandı. Hedeflerimizi gelecekle uygun, uyumlu hale gelmesini sağlayacağız, hiçbir şekilde hedeflerimizin gerisine düşmeyeceğiz inşallah koşar adım yolumuza devam edeceğiz.

Beşinci olarak söyleyeceğim husus ise sizlerin söylediklerinizin arasında teşviklerdir. Birtakım teşviklere ihtiyaç var, bu teşvikleri güncelleyerek önümüzdeki dönemde yine sürdüreceğiz. Tabi ki insanoğlu doğası gereği birtakım teşvikler olmazsa hareket etmesi zordur, hele hele yabancı yatırımcının çekilebilmesi için mutlaka bazı teşviklerin olması gerekir, ama bizim yerli yatırımcılarımız bakımından da bu teşvikleri arttıracağız. Örnek olsun diye söylüyorum, bu sene inşallah geçen sene verdiğimiz turizm acentelerine uçak desteklerini arttırarak devam edeceğiz. 9 bin dolara kadar çalışacağız hazırlığımızı tamamladık. Ölü mevsimlerde getirenlere daha çok vereceğiz, şimdiye kadar Türkiye’ye gelmeyen ülkelerden getirene daha çok vereceğiz, ama yüksek sezonda getirene de biraz daha az vereceğiz. Bu planı uygulayacağız, farklı teşviklerimiz olacak ve inşallah sizlerin talepleri doğrultusunda bu anlamda yolumuza devam edeceğiz.

Değerli arkadaşlarım, son olarak şunu ifade etmek istiyorum: Büyük iddiası olan milletlerinin en az iddiaları kadar güçlü olması gereken alan da özgüvenleridir. Özgüven parayla, pulla, servetle alınabilecek bir şey değildir. Eğer özgüveniniz yoksa hangi stratejik plana sahip olursanız olun, hangi hedefi ortanıza, önünüze koyarsanız koyun, bir sonuç almanız mümkün olmaz. Tabiri caizse hedefi olmayan, pusulası olmayan bir gemi gibidir. Ama herhangi bir şekilde özgüveni olmayan zaten o geminin içine binip o gemiyi nasıl yüzdüreceğini bilmeyen birisi gibidir dolayısıyla, özgüveni çok yüksek bir milletin çocuklarıyız. Sektör olarak da bu özgüveni mutlaka yansıtmamız lazım. Dün bir söz söyledim evvelsi gün inanarak yüreğimden söyledim ve gerçekten öyledir, dünyanın en önemli ülkesindeyiz. Bakın Türkiye dünya tarihinin, insanlık tarihinin en büyük arşividir, en önemli en büyük kütüphanesidir. 24 buna biz böyle inanırsak bunu satarız bunu markalaştırırız, bu söylediğim markalı her birisinin üzerinde yüzlerce saat konuşulacak şeyler. Şimdi bana söyler misiniz Meryem Ana’da burada, Aziz Nikolaos’da burada, Ashab-ı Kehf’de burada, Hazreti Mevlana’da burada. Mardin gibi bir şehrimiz var, Eyüp Sultan’ımız da var o İstanbul’a ayrı geleceğim İstanbul’a ayrı geleceğim. Bizim Mardin gibi bir şehrimiz var, Amasya gibi bir şehrimiz var, Safranbolu gibi bir şehrimiz var, Bursa gibi bir şehrimiz var, Harran gibi bir şehrimiz var, aynı zamanda Türkiye’de Efes’i, Milet’i efendim Aizonai’si,  Kibyra’sı gibi onlarca antik şehrimiz var. Çok güzel etkilediği için beni söylüyorum herhalde dünyada böyle bir ülke yok. Bir ayı geçti zannediyorum burdur Kibyra’da bir konser verdik. Kibyra Anadolu’daki en önemli antik kentlerden birisi bölgesinin merkeziymiş finans merkeziymiş, ticaret merkeziymiş, muazzam bir yer. 10 bin oturak kapasitesi olan bir hipodromu var, çok şükür önemli bir kısmı gün yüzüne çıkarıldı. Dünyanın en değerli Medusasına sahip böyle bir yer. Yabancı misyonu götürdük, basın mensubu arkadaşlarımızı götürdük çok keyifli bir geceydi böyle bir mekân. Orkestranın formu senfoni orkestrası, çalınan eserlerde Anadolu’nun ezgilerinden toplanmış olan bir dinletiyi orada insanlara sundular. Bu üçünü bir araya getirecek bana söyler misiniz dünyada başka bir millet var mı, başka bir coğrafya var mı, başka bir toprak var mı? Çok şükür bu gücün farkında olmamız lazım. Paranın tarihi bu topraklarda, tarımın tarihi de bu topraklar da, dünyadaki ticaret anlaşmalarının tarihi bu topraklardı. Dünyadaki ilk bu anlamda evet dünyadaki bu anlamda ilk çarşı bu topraklarda, başka bir ülke var mı bundan daha zengin olan? Şimdi arkadaşlar diyorlar ki, İstanbul’a gelin. İstanbul’a gelince İstanbul da her şey var. Napolyon’a ait olduğu söylenir Dünya tek bir devlet olsaydı başkenti İstanbul olurdu. Allah’a çok şükür ki İstanbul gibi çok değerli bir yere sahibiz, çok büyük bir hazineye sahibiz. Tarihin, kültürün, medeniyetin, inancın, irfanın merkezi olmuş olan bir şehir, ilmin merkezi olmuş olan bir şehir ve çok şükür halen dünyada herkesin şehir sayın dediğiniz zaman ilk aklına gelen 3-5 şehirden birisi İstanbul.

İstanbul’un da hala tarihi, kültürel güzelliklerini tam manasıyla dünyaya tanıtabildiğimizi de söyleyemeyiz. Bir taraftan Ayasofya yükseliyor, tam karşısında 6 minaresiyle Sultanahmet Ayasofya’yı kucaklayan bir büyük heybeti ortaya koyuyor. Bir tarafta Topkapı Sarayı, diğer tarafta Galata Kulesi ve etrafında o eski dönemden kalma yapılar bu büyük zenginlik bizim en büyük gücümüzdür. Bu öz güven içerisinde, hele hele bize medeniyet öğretmeye kalkanlara biz bu büyük medeniyetlerin tamamına sahip çıkarak Truva’dan Osmanlı Medeniyetine kadar hepsine sahip çıkarak dünyanın en medeni, en köklü milletlerinden birisi olduğumuzu, dünyanın en zengin irfana sahip en zengin medeniyete, farklı kültürlere sahip ülkesi olduğumuzu anlatacağız. Bunun için hepinizden, hepimizden bunu önce kendime söylüyorum, aman ha sakın ha hiçbir şekilde özgüven eksikliği hissetmeyeceğiz. Özgüven eksikliği hissedersek bunları bizim yerimize başkaları anlatacak ve yapacak değildir. Ben inşallah bu şûramızın çok önemli bir başlangıç olduğunu, üçüncü evrenin başında büyük bir hamlenin başlangıcında olduğumuzu inanıyorum, bu şûranın da buna hizmet edeceğine inanıyorum. Türkiye ekonomisine çok büyük katkısı olacağına inanıyorum, Türkiye’nin tanıtımına, Türkiye’nin gelişmesine çok büyük katkıda bulunacağına inanıyorum turizm hamlemizin. Ve inşallah demin hocalarım da ifade etti 70-80 milyar dolarlara kadar birkaç yıl içerisinde çıkmamız mümkündür, inşallah hep beraber kenetleneceğiz, üzerimize düşeni yapacağız ve turizmi stratejik bir sektör olarak bütün Türkiye’nin gündemine getireceğiz ve sonuçlarımızı alacağız inşallah.

Ben bu vesileyle hepinize çok teşekkür ediyorum hakikaten çok yoğun bir emek verdiniz, hepinizin emeğinize sağlık, yüreğinize sağlık. Bu güzel toplantıyı inşallah başka vesilelerle, başka formlarda yeniden bir araya getiririz, ama vakit iş yapma vaktidir. Herkes buradan başta ben olmak üzere üzerimize çıkan düşen ev ödevlerini alacağız ve bu işleri çalışmaya devam edeceğiz. Çok somut bir teklif olarak İbrahim Hocadan mı geldi? Sizden gelmişti herhalde, bir orman teklifi yapıldı. Eğer sizler de uygun görürseniz her birinizin katılımcılar adına güzel bir yer seçerek Orman Bakanlığımızla iş birliği halinde 3. Şûra Hatıra Ormanını da dikelim ve onun da büyümesini bekleyelim.

Hepinize çok teşekkür ediyorum sağ olun var, olun elinize sağlık, emeğinize sağlık, hayırlı günler diliyorum.

Allah razı olsun yolunuz açık olsun.


3. Turizm Şûrası Kapanış Konuşması - Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Numan Kurtulmuş 
Etiketler: tanıtma, film, 3. Turizm Şûrası, Kapanış Konuşması, Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Numan Kurtulmuş